Disleksi, dünya genelinde her 10 kişiden 1'ini etkileyen bir öğrenme farklılığıdır. Ancak bu farkındalık ne yazık ki toplumda hâlâ yeterince yer bulamamaktadır. Disleksi bir hastalık değil, yalnızca beynin farklı bir şekilde işlemesidir. Farkında olmak, sadece bireylerin değil; öğretmenlerin, ailelerin ve tüm toplumun sorumluluğudur.
Disleksi, okuma, yazma ve heceleme becerilerini etkileyen nörolojik temelli bir öğrenme farklılığıdır. Disleksiye sahip bireylerin zekâ düzeyi normal ya da normalin üzerindedir; ancak beynin dil işleme biçimi farklı çalıştığı için harfleri karıştırabilir, okumada zorlanabilirler.
Sınıfta tahtaya bakıp defterine geçirene kadar kelimelerin yer değiştirdiğini hissetmek…
Diğer çocuklar hızlı okurken senin cümleleri çözüp anlamlandırmaya çalışman…
“Tembel”, “dalgın”, “yavaş” gibi etiketlerle yaşamak zorunda kalmak…
Bu çocuklar tembel değil. Sadece farklı öğreniyorlar. Ve bu fark, onları özel kılıyor.
Özgüven kazandırıcı bir dil kullanımı.
Sesli kitaplar, renkli filtreler, özel eğitim materyalleri.
Sabırlı ve anlayışlı öğretmenler.
Aile içi destek ve kabullenme.
Disleksi bir “engel” değil, bir başka öğrenme biçimidir. Erken tanı ve doğru destekle, disleksili bireyler akademik ve sosyal yaşamda başarılı olabilir.
Disleksi hakkında eğitimlere katılın.
“Biraz daha yavaş okuyor olabilir ama çok daha derin düşünüyor olabilir” anlayışıyla yaklaşın.
Etiketlemek yerine dinlemeyi tercih edin.
Her çocuk aynı yöntemle öğrenmek zorunda değildir; çeşitlilik zenginliktir.
💙 Disleksi bir eksiklik değil, bir farklılıktır.
Disleksili bireylerin potansiyeline inanırsak, dünyayı birlikte daha anlamlı okuruz.